moda, film, astroloji, rüya tabirleri, yaşam

Fatih Mehmet Maçoğlu İle Ovacık Hakkında

Yaşam

18 Mayıs 2017 yazan Aktan Uslu

Kimi konular ve gerçekler vardır. Aslında hiç sözünü etmek dahi istemezseniz ama sormak zorundasınızdır. Hayli keyifli başlayan bir röportaj ve aynı zamanda sohbete tabiri caizse limon sıkmak istemezsiniz ama muhakkak konuşulacaktır.

 

Terör Konusu Kendiliğinden Yerini Buldu

24 yıl önce başladığım, zaman zaman ara verdiğim olsa da hiç kopmadığım gazetecilik mesleğinin en önemli röportajlarından birini gerçekleştirdim. Ovacık Belediye Başkanı  Fatih Mehmet Maçoğlu ile yaptığım görüşmede bölgenin en yakıcı sorunu teröre ne tür bir soruyla, hangi soruların arasında değineceğimi bilemedim. Malum, tatsız konu ama bir gerçek olmasından esasla o konu o röportajdaki yerini kendiliğinden buldu.

Ovacık’ı Kendinize Ait Bilin ve Sahiplenin

Terörün ilçedeki etkileri, bir doğa harikası olmasına karşın insanların Ovacık başta olmak üzere emsal yerlerden kaygıyla ayağını çekmesinin, yani gidip gelmemelerinin aslında neye yaradığını, korkunun hiçbir şeye çözüm olmadığını Başkan Maçoğlu tüm samimiyetiyle, kelimelerin üzerine basa basa izah etti ve özetle, “Gelin. Her tür kaygı ve korkulardan kopup Ovacık’a gelin. Ovacık’ı kendinize ait bilin ve sahiplenin. Siz sahiplenmezseniz başkaları sahiplenecek” dedi.

Bir Salı kuşluk vakti ile bir Perşembe sabahı arasındaki 48 saatimin geçtiği Ovacık’ta Başkan Maçoğlu ile 1 saat kadar görüşebildim. Doğal güzelliklerini gezip görme fırsatım ne yazık ki olmadı. İlçe merkezinde görüşebildiğim kadar insanla görüştüm, sohbet ettim. İzlenimde bulunmaya çalıştım. Ne zaman biteceğini kestirmediğim bu haber ve röportaj dizisinde öncelik Başkan Maçoğlu ile yaptığım görüşmenin olacak. Gerek Maçoğlu’nun söylemleri, gerekse diğer küçük röportajlarım ve izlenimlerimi gün aşırı binkelam.com sayfalarında yayınlanacak.

Değinmediğimiz Konu… Neredeyse Kalmadı

Ovacık’ta nohut üretimi ve tarım ile turizm ve hayvancılık, ücretsiz toplu taşımanın başlamasıyla birlikte halkın buna yaklaşımı, ilçede istisnasız hemen herkesin çocukları için çok büyük önem verdiği eğitim, Maçoğlu’nun seçilme zemini ve belediye meclisindeki matematiksel tezadın sebepleri ve diğer konular yine bu dizi içinde olacak.

Korkunuzdan Arının ve Gelin

Röportaj tipi habercilikte sorular da yansıtılır ama özellikle bu bölümde sorunun ne olduğuna çok fazla yer vermeden Başkan Maçoğlu’nun o yakıcı konuya dair değerlendirmeleri olsun. Bu arada, “Teröre ilişkin soru sormadan terör konusuna nasıl girildi?” diye merak eden varsa turizm konusu üzerinden girildi. Başkan Maçoğlu tüm yurdum insanlarını bu turizm harikası yeri görmeleri için davet etti. Batı’daki devrimci demokratlara, aydınlara ve barışseverlere her türlü kaygıdan arınarak mutlaka gelmeleri çağrısında bulundu:

Çok Şeyle Cebelleşiyoruz, Bazı Şeyleri Ötelemişiz

Munzur Nehri’nde bireysel sporlar yapmak için gidip gelenler var. Bu spor dalı (rafting) bizim burada çok gelişmiş değil. Biz birçok şeyle cebelleştiğimizden bazı şeyleri ötelemişiz. Mesela çözüm süreci içerisinde burada raftingler yapılıyordu. Çok fazla yapılıyordu, yüzlerce grup geliyordu. Dağcılık yapılıyordu. Bir seferde Mersin ve Adana’dan Dağcılık Federasyonu’na bağlı 119 dağcı geldi.

Güvenlik Sebebiyle Buraya Gelmeyen Binlerce İnsan Var

Mesele aslında çözülebilecek mesele ama gelinen aşama şöyle: Burada en ufak bir güvenlik durumu birçok insanı kaygılandırıyor. Seni beni kaygılandırmasa da, biz buraya gönüllü gelsek dahi bunu sebep yapıp buraya gelmeyen binlerce insan var. Biz bunun farkındayız.

Belki De Bu Isrardan Dolayı İnsanlar Ölmeyecek

Mesela çözüm sürecinde buraya haftada iç turizmden altı bin kişi gelirdi. Burayı görmek isteyen dostlarımız varken bugün haftada 500 insan gelmiyor. Farkındalığı biliyoruz, küçümsediğimiz bir şey de değil. Bu bizi kaygılandırabilir ama şunu bilmek lazım. Bu kaygıların ortadan kalkmasının tek yolu dışarıdan inadına insanların buraya gelmesidir. Buradaki doğanın içinde yer alması, buranın da kendisine, bize ait olduğunu söylemesi lazım. Bunu yapmazsanız sizin yeriniz olmayacak burası. Batıdaki yoldaşlarımızın, dostlarımızın burayı kendisine ait hissetmesi lazım. Buna rağmen gelmesi, özellikle ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde gelmesi lazım. Ki o zaman herkes şapkasını önüne koyar, düşünür: “Kardeşim, yani böyle olmuyormuş.” Belki de bu ısrardan dolayı insanlar ölmeyecek, barış olacak.”

Bingöllüsü, Diyarbakırlısı…Hepsinin Ortak Söylemi

Ovacık’a Bingöl üzerinden gelmiştim. Bingöl’de de 24 saat geçirmiştim. Bingöl ile Ovacık arası 200 kilometre. Coğrafi olarak aynı bölgedeler ama siyasi dokuları birbirinden çok farklı. Malumunuz; 16 Nisan’daki referandumda merkez ilçe dahil olmak üzere Bingöl’de “Evet” oylarında ezici bir üstünlük vardı, Ovacık’ta tam tersi bir tablo yaşandı. Ancak Bingöl’de de görüştüğüm kimi insanlar nezdinde söylem benzerliği vardı. Eskaza son bir yıl içinde Diyarbakır, Kars, Ardahan ve Hanak’ta da yerinde gözlemlerim, temaslarım, sohbetlerim olmuştu. Bingöl’de ve diğerlerinde de Batı’daki insanların terör kaygısıyla Doğu’dan ayağını kesmemesi gerektiğini, inadına gelmesi gerektiğini izah etmişti insanlar. Başkan Maçoğlu’na bu izlenimlerimi aktarıp bölgede siyasi görüş ayrılığı fark etmeksizin tüm insanların böyle bir beklentisinin olduğuna dair tespitimi aktardım. Sonra söze yine Maçoğlu’na bıraktım:

Evrensel ve Bilimsel Sosyalizmi Savunuyoruz

“Kesinlikle. Bizim ihtiyaç duyduğumuz şu. Biz dünya insanları ile tanışmak ve sosyalleşmek isteyen insanlarız. Bizim, ‘Bizimkiler’ ya da ‘Onlar’ diye bir tarzımız yok. Biz evrensel ve bilimsel sosyalizmi savunuyoruz. Bilimsel sosyalizmi savunanlar halklar arasındaki ayırışımı, milliyetçiliği reddeder. Başkasını ötekileştiren, başkasını istemeyen bir sistemi reddeder. Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun kendisinden olmayanı reddeden anlayışı biz kabul etmiyoruz. Karşı çıkarız. Bu anlamda bizim insanlara ihtiyaç duymamızın temel sebebi; hepimiz birbirimize benzemesidir çünkü aynı canlı türüyüz. Bu birbirimize benzeyenlerin birbirine öğretmesi gereken kültürel, soysal, bilimsel şeyler var. Biz bunlara muhtacız çünkü belki de bunların iyi bir bölümünden mahrumuz. Bunun farkındalığı ile aslında çağrılarımız var.”

Birbirini Reddeden Anlayış Ortadan Kalkmalıdır

Diğer çözüm önerileriniz nedir soruna ilişkin?

 Aslında birbirini reddeden anlayışı ortadan kaldırırsanız bunlar çözülüyor çünkü her şey inkârdan geliyor, asimilasyondan geliyor. Şimdi şöyle düşünün. Buradan bakarak Türkiye’nin herhangi bir ilçesindeki insanlara öteki gözle baktığınız andan itibaren zaten ona karşı önyargınız başlamıştır. Ona karşı cephe alışınız da başlamıştır.

İtiraf Ediyorum, Bazı Sorularımda Yönlendirme Vardı!

Doğu’da olsun, Güneydoğu’da olsun birçok belediyenin tabelasında ve sosyal tesislerinde Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe izahların da bulunduğu malum. Ancak yolda gelirken köylere açılan yollardaki tabelalarda çift dilliliği, çift isimliliği, yeni isimleri ile birlikte eskilerini gördüm. Birçoğu zamanla boşaltılmış köylerdi. İsmi değiştirilmiş, asimilasyona uğratılmak istenen yerlerdi. Maçoğlu’na, “Ne kadar asimile edilmek istenirse istensin, edilemiyor ve insanların yüreklerinden silinemiyor galiba, değil mi?” diye sordum. Şu yanıtı aldım:

Türkçe Öğrendim. Kötü mü Oldu? Çok İyi Oldu…

“Tabii, tabii. Mesela ben okula başladığımda ana dilim Zazaca dışında bir dil bilmiyordum. Okulda Türkçe öğrendim. Kötü mü oldu? Çok iyi oldu. Şimdi dünyadaki birçok insanla diyalog kurabiliyorum. Başka bir dil bilmiyorum. Şöyle düşünün. Ben bir Türk ailesi çocuğu olsaydım, Türkçe bilseydim sonradan Türkiye’nin herhangi bir coğrafyasında, Diyarbakır’a veya buraya gelerek Kürtçe öğrendiğimde kötü mü olacaktı? Tam tersi. Bakın şöyle olacaktı.

Reddeden Yanınızı Atın. Emin Olun, Barış Olur

Hakkarili ile Edirneli iki ayrı dilde birbiriyle anlaşabilecekti. İki ayrı dilde derin duyguları alacaktı. Mesela benim ana dilimdeki bazı şeyleri Türkçe’ye ya da İngilizce’ye çevir. Emin ol, aynı duyguyu koyamazsınız. Anlatabildim mi? Yani şimdi bu kadar kültürle, bu kadar acı ve mutlulukla iç içe geçmiş dilleri bir başka dile çevirirken o duyguyu veremezsiniz. Onun için siz asimilasyonu, siz reddeden yanınızı attıktan sonra emin olun burada kavga olmaz.

Sıradaki konu: Nohut ve tarım…

“Fatih Mehmet Maçoğlu İle Ovacık Hakkında” için 2 cevap

  1. derya soygül dedi ki:

    Çok takdir ettigim bir insan. Keyifli bir röportaj olmus.

    • Hilal Uslu dedi ki:

      Kardeşim gitmişti oraya Derya, röportaj istedim, hatta yapmazsa başına kötü şeyler gelebileceğini ima ettim. Uzun olduğu için bir röportaj dizisi halinde olacak ve bence de iyi oldu. Bu arada, konuyla ilgisi yok ama kayınvalidenin bana çok nazik davrandığını söylemek istiyorum. Her gün uğradı, zamanı varsa sohbet etti, bir şey isteyip istemediğimi sordu. Sohbetini de sevdim. İyi ki haber vermişsin, sağ ol. =)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçimi