moda, film, astroloji, rüya tabirleri, yaşam

Keşan DOÇEK 25. Yaşını Saros Dağ Bisikleti Festivali Bünyesinde Kutladı

0 627

Edirne’nin Keşan İlçesi bu ayın ikinci haftası çok güzel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. 6. Saros Dağ Bisikleti Festivali kısa adı DOÇEK olan Keşan Doğa Çevre ve Kültür Derneği ve Keşan Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşti. DOÇEK 25’nci yaşını da festivalde kutladı. Derneğin kurucu başkanı ve başkanı Hakan Eşme ile derneği, Keşan’ı, doğayı, çevreyi, kültürü konuştuk.

Dünya Barış Günü’nde Kuruldu

Keşan Doğa Çevre ve Kültür Derneği (DOÇEK), 1993 yılında, Dünya Barış Günü’ne denk gelen 1 Eylül günü Hakan Eşme, Mesut Emin Gölemen, Ufuk Kanışkan, Mustafa Gölemen, Cengizhan Aktan, İrfan Tongo ve Olcay Ufuk Uysal tarafından kuruldu.  Mevcut yönetimi yine Hakan Eşme başkanlığında Başkan Yardımcısı Halime Can, Genel Sekreter Nail Özkan, Muhasip Üye Haluk Akalın ve Musa Güven’den oluşuyor.

6. Keşan DOÇEK – Saros Körfezi Dağ Bisikleti Festivali kısa bir süre önce; 8-9-10 Eylül günlerinde Keşan Belediyesi işbirliğinde düzenledi. Etkinliğe ağırlıklı olarak Trakya ve çevresinden, İstanbul ve Kocaeli’den bireyler ve gruplar katıldı. Bisikletliler Derneği Kocaeli Temsilciliği’nden İzmit Yahya Kaptan Mahallesi Muhtarlığı Azası Şehnaz Başaran Karabulut festivalde üç gün boyunca pedal çevirdi örneğin.

Festivalde aynı zamanda etkinliğe ev sahipliği yapan DOÇEK’in 25’nci yaşı da kutlandı. DOÇEK’in kuruluşunda henüz 17 yaşında iken yer alan ve halen başkanlığını sürdüren Hakan Eşme, sorularımızı festivalin ardından yazılı olarak yanıtladı:

Keşan Sosyal Açıdan Zengin Bir Kentimiz

Keşan’da sivil toplum örgütlenmesi üzerine bir değerlendirmede bulunur musunuz?

Keşan, sosyal ve sivil toplum kurumları açısından oldukça zengin bir kentimiz. Birçok kuruluş kendi alanlarında özgün çalışmalar ile kent ortamına hareketlilik getirmektedir. Bunda kentin demokratik ortamı da büyük etkendir.

Derneğiniz kuruluşundan bu yana ne kadar mesafe kat etti? En çok bisiklet sporu ile gündemde oldunuz. Diğer konularınız nedir?

DOÇEK, 25 yıldan bu yana kentte tüzüğüne uygun çalışma ve etkinlikler yapmaktadır. Geride kalan 25 yıl boyunca birçok farklı etkinlik ve projenin içinde bulunmuş olan derneğimiz ilk günkü heyecan ve kararlılıkla faaliyetlerine devam etmektedir.

Derneğimiz ilk kuruluş günlerindeki doğa sporlarına olan yatkınlığını günümüzde de sürdürmekte ve kent hayatına farklı bir soluk olma özelliğini yaşatmaya çalışmaktadır.

Çalışmalarımız sırasında bize ışık olmuş ve yaptıklarımızı özetleyen bir fıkrayı da eklemek isterim:

“Ormanda yangın çıkmış. Herkes can derdinde kaçışırken, minik bir serçe ormanın yakınındaki gölden gagasına doldurduğu bir damla suyu getirip alevlerin üstüne atıyormuş durmadan. Kaçışanlar alayla sormuşlar serçeye: “Bir damla su neye yarar?” Yanıtlamış minik serçe bilgece: “Elimden ancak bu kadarı geliyor”.

Kirlilik Eğitim Tarzımızın Kötü Bir Sonucu

Çevre ile de ilgili olmanız, Keşan’daki çevre kirliliğiyle ilişkili mi? Çevreye dair çalışmalarınız veya programınız nedir?

Çevre konusunu sadece kirlilik olarak ele almıyoruz. Kirlilik yaşam ve eğitim tarzımızın ne yazık ki kötü bir sonucu.

Sorun kaynağının daha da özüne inersek, ekolojik bir düşünce biçiminin hayatımızda daha etkin olmasını sağlamaya, bunun bir yaşam biçimi olarak bizlere ışık olması düşüncesini yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Deneyimlerimiz bize bunu sağlamanın en geçerli yollarından birinin doğa ile bire bir temas olduğunu gösteriyor. Bu yüzden doğa sporları ile doğayı tanırken üyelerimize onu korumanın, onun gönüllü savunucusu olmanın bilincini vermeye çalışıyoruz.

Derneğin açılımında kültür kelimesi de geçiyor. Keşan kültürüne dair çalışmalarınız ve/veya programınız nedir?

Yine tüzüğümüzden hareketle söylersek, özgün bir kent kültürü oluşturmak, kültürel ve sosyal anlamda üyelerimizi bir araya getirmek, kent hayatının monotonluğuna bir nefes olabilmek amacıyla çocuk tiyatroları başta olmak üzere bir çok tiyatronun zor koşullarda da olsa kente getirilmesinde büyük çabalar sarfettik. Kentte fotoğraf sergileri açtık. Bir süredir sosyal medya ağının yaygınlaşmasıyla tüm bunları farklı kanallarda sergilemeye devam ediyoruz.

Genel anlamda kültür üzerinden çalışmalarınız ve/veya programınız nedir? Kültürün gerek yerel gerek genelinde, üretime yönelik çalışmalarınız var mı, olacak mı?

Kültür konusu çok geniş bir yelpazede değerlendirilen bir konu. Bu kapsama giren konuların hepsine yetişmek elbette ki mümkün olamıyor. Örneğin bölgemizde coğrafi işaretle tescillenmiş lezzet ürünlerinin tanıtılmasını elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz. Tiyatro alanında artık kentimizde kendi ürettiklerini sahneleyen sivil toplum kuruluşları mevcut.

Başta belediye olmak üzere kamu ile ilişkileriniz ne boyutta? Belediye çalışmalarınızı yeterince destekliyor mu?

Tüm kurum ve kuruluşlar nitelikli projelerle kendilerine başvurduğunda olanakları ölçüsünde yardımcı olmaya gayret gösteriyorlar. Belediyemiz bu konuda diğer sivil toplum örgütlerine olduğu gibi bizlere de yardımcı olmaktadır.

Hayalinizdeki Keşan nasıl bir yer? Buna dernek olarak katkılarınız ne olacaktır?

Kentlilik bilincinin yüksek olduğu, kente sahip çıkan, hem kent yaşamını hem de doğayı aynı saygıyla kucaklayan bir Keşan hayalimiz var. Bunun için dernek olarak kent insanına farklı hobiler edindirmeye çalışacağız.

Bunun en etkili yollarından biri doğa sporları bize göre, bu yüzden bu konuda nitelikli çalışmalara imza atmaya devam edeceğiz.

Yaşadığın kenti sevmek, bu coğrafya, bu topraklar bizim diyebilmek, insanlarda bu bilinci geliştirmek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.  Elbette ki bunun bir uzun ve nesillere yayılan süreç olduğunu da göz ardı etmiyoruz.

Gebze, Darıca, Çorlu ve Çerkezköy’e Göç Verdik

Kocaeli’nin Darıca İlçesi, Keşan için önem arz ediyor. Bir ara Darıca’da Keşanlılar Derneği de vardı. Aslan Çimento’nun sebep olduğu o göç, fabrikanın mevcut yapılanmaları sonrası tersine döndü. Sizin de söylediğiniz gibi Keşan, Çorlu’dan, Trakya’dan öteye pek göç vermiyordu. Darıca’yı seçmenin gerekçesine dair bilginiz var mı?

Bu alanlara bölgemizden göç olduğu muhakkak. İlk göç dalgası İstanbul ve yakınlarındaki bölgelere olmuş ve bu bölgelerin içinde Darıca, Gebze de göç alan yerlerden biri ve hatta benim çok yakın akrabalarım da Darıca’da Akay Eczanesi’nin sahipleri. Yine Gebze’de yaşayan ve çalışan yakın akrabalarım mevcut. Yakın zamanlarda göç Çerkezköy-Çorlu bölgesindeki sanayi bölgelerine oldu, fakat değişen ekonomik koşullar gereği oraya gidenler de sürekli bir geri dönme özlemi yaşıyorlar. Göç sürecini etkileyen en önemli faktörlerden birisi de yabancı bir bölgeye giden ve orada iş bulan kişilerin kendi yakınlarını oraya davet etmesi. Darıca ve Gebze’de de benzer süreç yaşanmış.

 Dernek olarak bisiklet sporu kanalıyla dışa yönelik açılımlarınız ülkemiz ve dış ülkelerdeki (Yunanistan) hangi şehirlere oldu? İlişkiler ne boyutta sürüyor? Bu diyaloglar Keşan’a ne kattı, Keşan diyalog kurduğu yerlere neler kattı?

 Yunanistan bizim komşu kapımız. Özellikle Dedeağaç (Alexandroupolis) ve Gümülcine (Komotini) bisiklet kulüpleriyle ortak faaliyetlerimiz oluyor.

Ziyaretlerimiz karşılıklı bir gidiş geliş şeklinde olsa da yakın zamanda bunu ortak bir şenliğe dönüştürme projesi içindeyiz. Bisiklet bizleri bir araya getiren ve kentler arasındaki görünmez bağları kuvvetlendiren bir araç.

Etkinliklerimiz sadece komşu ülkelerle sınırlı değil, örneğin geçen yıl Avusturya-İtalya arasında “Viyana’dan Moena’ya” adı altında bir bisiklet turu düzenlemiştik. Orhan Yeniaras’ın “El Turco” romanından esinlenerek Viyana Kuşatması sırasında yaralanarak İtalya’nın Moena Köyüne gelen efsanevi yeniçeri Balaban Hasan’ın izinde Viyana’dan başlayan turumuz İtalya’da bir Türk Köyü olan Moena’da son bulmuştu.

Sizin bir de 27. Alay Yürüyüşü etkinliğiniz var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Alay Yürüyüşü her yıl mart ayında yapılan ve Çanakkale Savaşları’ndaki 27. Alay’ın rolü, önemi ve o günkü ruhunu hem bugüne hem de gelecek kuşaklara anlatmaya, aktarmaya yönelik bir çalışma.

Bu yürüyüşü Tekirdağ’dan gelen 57. Alay ile birlikte gerçekleştiriyoruz.  57. Alay’ın kuruluş noktası Tekirdağ; 27. Alay da Keşan yakınlarında konuşlanmış. 27. Alay Çanakkale Kara Savaşlarında ilk kurşunu atan, çıkarma anında Arıburnu Mevkii’nde ilk şehidimizi verdiğimiz ve daha sonra 57. Alay’ın cephede omuz omuza mücadele ettiği alayımız. Hepimiz biliyoruz ki Çanakkale Savaşları, Kurtuluş Savaşımızın çekirdeğini, hamurunu oluşturan savaşlar, bu açıdan o savaşları ve o ruhu iyice anlamamız ve gelecek kuşaklara anlatmamız, bu ruhu her daim canlı tutmamız gerekiyor. Sembolik anlamda 57. Alay 57 kişiyle, biz de 27. Alayı temsilen 27 kişi ile bir yürüyüş gerçekleştiriyoruz.

Kulüpleşmeyi düşünüyor musunuz?

Çalışma ve faaliyetlerimizi dernek statüsünde yürütüyoruz. Kulüpleşme için bir ihtiyaç olmadı. Eğer bu noktada bir ihtiyaç duyulursa kulüp statüsüne geçebiliriz.

Festivalin Bu Yılki Konsepti Uzay Oldu

Bu yıl 6.’ncısını tekrarladığınız bisiklet festivali hakkında neler söylemek istersiniz?

Her yıl Eylül ayının ilk haftasında düzenlediğimiz ve bu yıl altıncısını gerçekleştireceğimiz Dağ Bisikleti Festivali, gerek organizasyon, gerek DOÇEK’in titizliği ve parkurlardaki seçim nedeniyle ülkemizde en çok tanınan ve talep gören festivallerden birisi.

Dağ bisikletini seven herkesin bir kez görüp denemek ve  coşkuyla pedal çevirmek istediği kendi sektöründeki saygın ve prestijli bu festivali gerçekleştirmek bizi mutlu ettiği gibi gurur da veriyor. Organizasyon hazırlığı, her bir parçasındaki titizlik ve tüm ekibin özverili ve içtenlikle çalışması sonucu katılanların büyük keyif aldığı bir etkinlik hazırlıyoruz.

Her yıl farklı konseptlerde tamamen festivale özgü forma tasarımları gerçekleştiriyoruz. Örneğin bu yıl ki forma temamız uzay konsepti içerdi. Tüm katılımcıların olumlu geri dönüşler yaptığı ve üç gün süren festivalde bölgemizin en güzel parkurlarını pedallayıp Saros Körfezi’nin serin sularında yorgunluklarını atan bisikletçiler her festival sonrası yeni festivali iple çekiyorlar.

Türkiye’de Pedal Basmadık Patika Kalmayacak

Faaliyetleriniz arasında sık sık keşif turları geçiyor, nedir bu keşif turlarının amacı ve anlamı?

Uzun zamandır yakın çevremizde bisiklet parkurları açıyoruz fakat öyle hale geldi ki, artık girmediğimiz, pedal basmadığımız hiç bir yer kalmadı. Bu yüzden bir proje geliştirdik ve dedik ki “Türkiye’de Pedal Basmadık Patika Kalmayacak”

Buradan hareketle öncelikle Trakya ve Marmara Bölgesi’nde daha önce bisikletle geçilmemiş ve dağ bisikletine, bizim yaptığımız tarza uygun yerleri pedallarımızla keşfediyoruz. Geçen yıldan bu yana dağlık arazi ve patikaları pedallayıp kayda alıyoruz. Bunları yakında bir rapor olarak sunacağız.

Keşif turlarımızdaki ölçüt adından da anlaşılacağı gibi bölgenin daha önce pedallanmamış olması ve keşfedilmesi.

Tarzımıza uygun dediniz, nedir tarzınız?

Bisiklet sporu kendi arasında farklı dallara ve stillere ayrılan bir spor. Bizler bunu dağ bisikleti tarzında yapıyoruz. Dağ bisikleti de kendi arasında farklı dallara ayrılıyor. Dağdan iniş olarak yapılan “Downhill“, arazide yapılan XC (Cross Country) sürüşler gibi türler mevcut.

Biz kendi uyguladığımız stile “DOÇEK Tarzı MTB” diyoruz ki bu hem hiking, hem de bisikleti bir arada bulunduran bir yöntem. Yeri geliyor bisikleti elimize alıp bir dere çatağını ya da dik bir yamacı tırmanıp faaliyeti sürdürüyor ve parkuru tamamlıyoruz.

Bisiklet sporunu, takımlaştırmayı, yarışmalara daha kurumsal katılmayı düşünüyor musunuz?

Bisiklet ve doğa yürüyüşleri bizim doğaya yaklaşım, doğayı ona giderek tanıma, anlama, kabul etme araçlarımızdan birisi. Çevreyi, doğayı bu tür yollarla tanımanın en doğru yöntem olduğunu düşündüğümüz için yarışma gibi daha çok rekabet, hırs, kürsü yönünde duyguların ağır bastığı alanlara yönelmedik.

Keşan ve civarında köylere de uğruyorsunuz. Bu köylerde ne gibi çalışma ve temaslarınız oluyor?

Bizler bisikleti daha çok arazi ağırlıklı kullanıyoruz. O yüzden parkurlarımız sürekli köylerden geçiyor. Köy kahveleri bizim soluk alma ve lojistik noktalarımız. Burada hem köylülerle sohbet ediyor, hem de bize bisikletleriyle ve meraklı bakışlarıyla yaklaşan genç kardeşlerimizin bisikletlerinde bir sorun varsa onları elimizdeki olanaklarla çözmeye çalışıyoruz. Civar köylere yaptığımız gezilerde ilk zamanlar karşılaştığımız şaşkın bakışlar artık yerini daha anlaşılır ve kabul görür bakışlara bıraktı.

121 Üyemizin Yarısı Kadın

Kaç üyeniz var?

121 üyemiz ve bundan çok daha fazla derneğimize gönül vermiş ve farklı yerleşim yerlerinde bulunan dostlarımız var. Örneğin geçen yıl yaklaşık 275 faaliyet sırasında 7 bin 500 kişi ile doğada buluştuk. Bu arkadaşlarımız arasında her yaştan, her meslekten kadın-erkek katılımcı mevcut. Üyelerimizin yarıya yakını da kadın üyelerden oluşuyor. Onlarla bu etkinlikleri paylaşmayı önemsiyoruz.

Edebiyat ile ilişkiniz, sitenizdeki yazılar ile sınırlı mı? Herhangi bir yerel gazetede yazdınız mı veya yazmayı, kitap yazmayı düşünüyor musunuz?

Yıllar önce yerel basında uzunca bir süre köşe yazarlığı yapmıştım. Daha sonra etkinlik, koşturma derken yazıya ayırdığım zaman ne yazık ki azaldı. Her yazmaya çalışanın hayalidir kendi kitabıyla kucaklaşmak. Bir gün belki o da olur, diyorum.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Bu güzel sohbet için size çok teşekkür ediyorum. Umarım bir gün sizinle de birlikte bir etkinlikte doğayı yaşama fırsatı buluruz.

 Hakan Eşme Kimdir?

1966’da Keşan’da dünyaya geldi. İlk, orta ve liseyi Keşan’da bitirdi. Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi (1986) mezunu. Okul sonrasındaki çalışma hayatı halen mali müşavir olarak sürdürüyor. Doğa sporları ile 1983 yılından bu yana uğraşıyor. Yurtiçindeki birçok dağda zirve yaptı. Ayrıca İran, Bulgaristan ve Yunanistan’da da zirve çıkışları oldu. Son 10  yıldır da dağ bisikletine ağırlık verdi. Dağlardan ve doğadan ayrı bir yaşam biçimi düşünemiyor.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.