moda, film, astroloji, rüya tabirleri, yaşam

Kevin Hakkında Konuşmalıyız / We Need To Talk About Kevin

0 12

Son derecede sinir bozucu ve etkileyici bir film izledim bugün, film kategorisine de yazayım dedim. Psikolojik gerilim ve dram tarzında, konusu, oyunculukları, müzikleri; her şeyiyle iyi bir filmdi benim için. Müzikleri böyle bir filmde bekleyeceğiniz gibi dramatik şeyler değil bu arada. Tilda Swinton ve Ezra Miller süper oynamışlar ama Swinson bir başka, bu kadar mı şahane oynanır? Lionel Shriver’ın (Aslında Margaret Ann, isim değişikliğini 15 yaşındayken, erkeksi bir  ismi olması için yapmış) yazdığı aynı adlı kitaptan uyarlanmış, kitabı da alıp okumak istiyorum. Sıkıcı bulanlar da olabilir, bilemiyorum, ben zerre kadar sıkılmadım. Temposu yavaş, pek bir aksiyon yok ama yine de hissedilir bir gerilim var. Hareketli fimleri tercih ediyorsanız hoşunuza gitmeyebilir ama benim gayet hoşuma gitti Kevin Hakkında Konuşmalıyız (We Need To Talk About Kevin).

 

Filmin konusunu yazayım önce: Eva kent yaşamını seven özgür ruhlu bir kadındır. Çocuk sahibi olmaya da pek hevesli değildir ama bir gün eşinden hamile kalır ve çocuğunu doğurmaya karar verir. İlk çocuğu Kevin’ı bir türlü layıkıyla sevemez ve ona ısınamaz. Yine de çocuğa ilgi göstermekte, bir şeyler öğretmeye çalışmaktadır. Kevin oldukça garip ve irkiltici bir çocuktur bu arada ama bu yönünü annesine göstermektedir. Çalışan ve filmdeki olayların içinde konu mankenliğinden öte pek bir fonksiyonu olmayan hoşgörülü babasına karşı çok daha nazik ve normal davranmaktadır. Eva, gelişimi yaşına göre geri olan çocuğunu doktora götürdüğünde çocuğun bir sorunu olmadığı cevabını alır ve bu cevaptan pek de mutluluk duymaz zira ortada bir sorun olduğundan emindir.

Pek istenmediğinin farkında olan ve annesinin kendisine gösterdiği sevgi ve ilgi davranışlarını yapay bulan, onun sevgisine inanmayan oğluyla arasında her zaman bir gerginlik vardır. Bir süre sonra bir de kız çocuğu dünyaya getirir; güzel, tatlı, akıllı, iyi, karakteri Kevin’a hiç benzemeyen bir çocuk. Kevin bir kardeşi olmasından hiç memnun değildir. Yıllar ilerler ve çocuk ergenlik çağına gelir. Bu arada Eva’nın eşi Franklin de evliliği bitirmeye karar vermiştir. Şu veya bu sebeple Kevin bir psikopattır ve oğlunun böyle biri olmasından dolayı suçluluk duyan Eva’yı zor günler, ağır ve dayanılması zor olaylar beklemektedir.

Film Eva’nın gördüğü bir rüyayla ve bugünkü durumuyla başlayıp bugünle geçiş arasındaki zaman geçişleriyle devam ediyor. Eva bitkin ve mutsuz bir durumdadır ama yaptığı bir iş başvurusunun kabul edilmesi kendini biraz olsun iyi hissetmesini sağlar. İşinden izin alıp bir hapishane ziyaretine gitmesiyle de geri dönüşler başlar.

Kevin Hakkında Konuşmalıyız farklı izleyicilerde farklı duygular uyandıracak, üstünde tartışılacak yönleri olan bir film. Benim düşüncelerimin bir kısmı şöyle: Evet, annesi tarafından içtenlikle sevilmediğini düşünmek bir çocuğun kişiliğinde derin, hatta çok derin yaralar açabilir ama Kevin gibi bir psikopat olabilmek için de insanın içinde bir kötülük, bir kötücüllük olması gerekir sanırım. Kendisi sürekli eziyet, kötü muamele falan gören bir çocuk da değil bu arada. Filmde Kevin’daki davranış bozukluklarının küçüklüğünde yaşadığı şeylerden kaynaklandığı mesajı var biraz ama Kevin da insanı çileden çıkarabilecek bir çocuk. Üstelik annesi ona yaklaşmak, onunla bir bağ kurmak için gayret sarfediyor. Ama çocukta tık yok yani. Annesi ne hamileliğinde bebek bekleyen kadınların yaşadığı heyecan ve sevinci yaşıyor, ne de çocuğunu doğrurunca çok mutlu olup onu büyük bir sevgiyle bağrına basıyor. Böyle olsaydı ne, ne kadar fark ederdi bilemem. Ama çocuğun içinde doğuştan şeytani bir damar olduğunu düşünüyorum.

Eva kocasından pek anlayış görmüyor bu arada, adam anlayışı sadece Kevin’a gösteriyor. Çocuğun her şeyi normal, büün terslik annede, durumu böyle değerlendiriyor. Eva’nın bazı söze ve davranışlarının onu böyle düşünmeye ittiğini de kabul etmek lazım. “Annen Kevin gelmeden önce çok mutluydu” falan diyor çocuğa, yani hakkaten kavgada söylenmez.  Yine de  Franklin karısının sıkıntısına karşı daha duyarlı olabilirdi diye düşünüyor insan. Kadın filmin içinde durmadan ona, mesaj mı atıyor, mail mi atıyor her neyse işte, “Çocuklar olmadan başbaşa görüşsek” falan diyor, “Bu sorunu halletmeyi çok istiyorum.” Mesele bir yandan da şu ki sorunu sadece Eva görüyor, Kevin o tarafını bir tek ona gösteriyor.

Eva kendi çapında oğlunu sevmeye çalışıyor ama çocuk hep itiyor onu, hep inatlaşıyor. Öte yandan Eva’nın ilgisinin zorlama, bıkmış, isteksiz, yaptıklarını sevmeden ve hissetmeden yapan bir yanı var. Çocuk bunun farkına varıyor. Annesini deli edecek gibi ağlarken, babası gelip onu uykusundan uyandırarak kucağına aldığında hiç de bağırıp ağlamıyor. Anneye dehşet bir tepkisi var. Eva’nın önemli hataları olduğu ortada zaten de, bunlar insanın Kevin’ın yaptıklarını yapmasına sebep oluyorsa Kevin’da da durumdan bağımsız bir manyaklık potansiyeli var demektir diye düşünüyorum. Gerçek ve doğal bir sevgi görseydi bu potansiyel içine gömülür, hiç ortaya çıkmaz mıydı? Bir gün başka bir sebeple fışkırır mıydı – gerçekten varsa yani? Bilmiyorum ki. Sonuçta We Need To Talk About Kevin insana işte böyle karmakarışık şeyler düşündürüyor.

Anne – oğul arasında bazı fiziksel yönleri de dahil olmak üzere birtakım benzerlikler ve bütün gerginliğe rağmen bir bağ da var aslında. Ya, ne bileyim, 2 tez de geçerli aslında burada, biri şu kadar doğru, biri bu kadar. Kevin tam bir anne sevgisi görmediği için içinde kötü bir şeyler oluştu ve hep annesine ters giden bir çocuk oldu. Hem onun ilgisini çekmek, hem ona eziyet etmek istedi. Öte yandan, içinde bir psikopat vardı. Annesinin davranışları ve annesiyle ilişkisi böyle olunca o psikopat ipleri eline aldı.

Kevin, ondan ilgi ve anlayış görmesine rağmen babasını pek sallamıyordu. Annesi tarafından kendisinin mahrum bırakıldığı bir şekilde sevilen kardeşinde de nefret ediyordu galiba. Asıl problemi hep annesiydi – başkalarına yaptığı şeyleri bile aslında ona yaptı sanki. Annesinin hayatının merkezinde olmak, ondan hiç ayrılmamak istiyordu belki, annesinin bir tek kendisine kalmasını, annesini mutsuz etmeyi, onun ömür boyunca vicdan azabı çekerek yaşamasını sağlamayı…?

Eva’nın davranışlarının bedeli bu olmamalıydı diye düşünüyor insan yine de, bu çok fazla, çok ağır bir bedel. Açıkçası “Kadın anne olmayı istemiyordu (İstemeyebilir tabii, bize mi soracak?), hem bu yüzden, hem de annelik özgür tabiatını kısıtladığı için çocuğuna gereken sevgiyi göstermedi, çocuk da o yüzden böyle bir manyak oldu, kadınlar gerektiği gibi annelik yapsa çocuklar da sıyırmaz, olayda bütün sorumluluk anneye aittir” gibi bir yaklaşımı mantıklı bulmuyorum. Fakat oğlunu da alıp bir psikoloğa gitmemesi de bir tuhaf.

Dedim ya, insanın kafasını altüst eden bir film bu. Şu sahne şöyleydi, bu olurken şunu düşündüm falan diye yazacak olsam daha neler yazarım. Eva’nın insanlardan gördüğü davranışların ödediği bedeli daha da korkunçlaştırdığını mesela. Evet, başkaları da çok ciddi zarar gördü ama onunki çok başkaydı; yaşıyordu ve durmadan “Hepsi benim yüzümden” diye düşünüyordu.

Filmin küçük oyuncuları da başarılı, mimikleri, bakışları falan son derecede etkileyici. Müzikleri benim çok hoşuma gitti. Swinton mükemmel ötesi ama Ezra Miller’ın soğuk duruşu, babasına dönünce birden yumuşayan soğuk ve kötü niyetli bakışları falan da 10 numara.  Psikolojik filmler izlemeye meraklıysanız bu filmi kaçırmayın derim.

Kevin Hakkında Konuşmalıyız filminin oyuncu kadrosu şu isimlerden oluşuyor: Tilda Swinton, Ezra Miller, John C. Reilly, Jasper Newell, Rock Duer, Alex Manette, Kenneth Franklin, James Chen. Filmim yönetmen koltuğunda Lynne Ramsay oturuyor.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.