moda, film, astroloji, rüya tabirleri, yaşam

Nurşen’in Emaneten Baktığı Malta Terrier Bana Bi Havlasın!

0 103

Ama ne havlamak! Çenesi felçliymiş, bu, dedim, çenesinin felçli hali mi, öyle bir havlama! Şu kadarcık da bir şey, sıfır numara terrier kategorisine giriyormuş. Ne yaptım da havladı, nezaketen elimi başına götürüp bir okşayayım dedim, onun üstüne. İlişki belli bir noktaya gelmeden başı falan okşanmayacakmış arkadaşın, savunma vaziyeti alıyormuş o zaman, ben ne bileyim. Üstüne bir de kotumun paçasını dişlerinin arasına aldı, bsg mi demek istiyor artık, ne demek istiyorsa. Var ya, kot kaprimi giyecektim, iyi ki giymemişim, onu giysem dişlerini bileğime geçirecekti demek ki. Ama pantolonu tuttuğu noktaya bakarsak belki de ayakkabılarıma geçirirdi. Neyse, Nurşen’in emaneten baktığı bu Malta terrier cinsi köpekle yıldızlarımız barıştı az sonra, alışınca arıza çıkarmıyormuş. Hatta bu sefer de o kadar yüzüme bakmadan yürümeye başladı ki pıtı pıtı, ağırıma gitti. Hayır ama, biz de yürüyoruz yanında, niye yüz vermiyorsun? İnsanoğlu bir tuhaf, evet.

Epeyce yürüdük üçümüz, sonra oturacak bir yer bakındık. Yer var da, köpeği hepsi kabul etmez. Nurşen’in kucağında uslu uslu oturuyormuş halbuki öyle yerlerde. Gebze Kahve Diyarı önündeydik, şansımızı deneyelim dedik. Çalışan kızlar gayet nazik davrandılar bize, bir tanesi benim için sorun yok ama patrona sormam gerekir dedi. Patron da olur, gelsinler ama üst katta otursunlar demiş. Üst kata çıktık, orası da açıktı, bir şeyler yedik içtik, muhabbet ettik. Başta bana ciyak ciyak, şirret şirret havlayan köpek burada hakkaten çıtını çıkarmadı. Bir sürü şirinlik, artisltik yaptı hatta, etli dürüm yedim çünkü, veya menüde yazan ismiyle etli wrap ve etlerinden ona da verdim. Karşılıklı oturuyorduk, bana doğru bi kırıtmalar, bi hareketler, tek patiyi masaya dayayıp diğeri havada beklemeler, bi şekiller. Eti beklemenin heyecanı içindeyken bile havlamadı ama. İlk tanıştığımız anlar hariç bir tek kere daha havladı bana zaten, o da yüzüne doğru bir el hareketi yaptığım için. Buna tahammülü yoksa demek ki.

Biz yürürken genç bir kadın da arabadaki bebeği ve küçük oğluyla yürüyordu, oğlan köpeği sevmek istemiş, bizce sakıncası yok da, havlıyor işte. Nurşen çömeldi başını, çenesini tuttu çocuk okşasın da gönlü olsun diye, o sırada da bastı feryadı. Büyük köpeklere falan da havlıyormuş, sen kimsin bir kere, bir lokmada yutacaklar seni. Vedalaşmamıza yakın, bir sokakta 2 tane köpek vardı, Nurşen kucağına aldı bu Malta terrier veya Maltese terrier olarak anılan küçük beyaz şeyi, sakın havlama diye de tembih etti, öyle geçtik yanlarından. Hayır, üstlerine yürüyecek, havlayacak, diğerleri üçümüzü de oracıkta zımbalayacaklar, o olacak. Dolaştık, kafede oturduk derken 1.5 – 2 saat geçti sanırım, bu süre boyunca ara ara bir şeylere, birilerine havladı ama durmadan havlamıyor öyle.

Nurşen bir alışmış ki köpeğe, asıl sahibi olan kuzeni Yurdanur’a nasıl geri verecek bilmem. Hayvan evde kafasına göre takılıyormuş, kimin yanında isterse onun yanında yatıyormuş, izin verilirse tabii. İzin verilmezse veya bir sebeple fırça yerse de bir köşeye çekilip ağlıyormuş.Oyuncuymuş, evin içinde topla falan oynayıp duruyorlarmış her gün. İnternetten baktım da, apartmanda beslenebilecek köpek türleri arasında sayılıyor. Tuvalet alışkanlığını çabuk edinen bir köpek cinsi imiş, Nurşen bunun asla tuvaletini evin herhangi bir yerine yapmadığını söyledi mesela. Başka ne var, cüssesi hep küçük kalıyormuş ve tüy dökmüyormuş. Öğrenmeye istekli, sosyal, gözüpek, enerjisi çok yüksek bir köpekmiş. Etrafta yabancılar olduğunu havlayarak bildirme huyu olmakla beraber, yabancılara alışmaları uzun sürmüyormuş. Evet sürmüyor, buna tanık oldum. Bana olan tepkisi bir süre sonra geçti, hatta yürürken ben yokmuşum gibi davrandı daha sonra. Bu kadarı da ağırıma gitti doğrusu. Bunu söylemiştim de mi? Olsun, tekrar etmiş olayım.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.