moda, film, astroloji, rüya tabirleri, yaşam
ankara escort, ankara escort, ankara escort, avcılar escort, şişli escort, sincan escort, çankaya escort, eryaman escort, etlik escort, keçiören escort, cebeci escort, pendik escort, kartal escort, maltepe escort, istanbul escort,

Şeytan Geçidi Filminin Gerçek Hikayesi (Dyatlov Geçidi Vakası)

Film

17 Aralık 2013 yazan Hilal Uslu

Şeytan Geçidi veya orijinal adıyla Devil’s Pass adlı film gerçek bir olaya dayanıyor. Filme ilham veren olay 27 Ocak 1959’da Sovyet Rusya’da yaşanmış. Olay ‘Dyatlov Geçidi Vakası’ olarak da anılıyor; bu isim olayın  yaşandığı bölgeye dağcı grubunun lideri olan Igor Dyatlov adlı gence ithafen sonradan verilmiş.

 

Her biri bu konularda tecrübeli ve yetenekli genç insanlar olan ikisi kadın dokuz dağcı Ural Dağları’nda iki hafta sürecek bir tırmanış ve kayak gezisi için yola koyulurlar. Yolculuk kuzey yönündeki en son yerleşim birimi olan Vizhai’den Otorten Dağı’na kadar sürecektir. Dondurucu kış şartlarında geçecek olan bu tehlikeli yolculuktan korkmamaktadırlar, ne var ki işler umdukları gibi gitmeyecektir. Gezi planı gereği gençler Vizhai kasabasına geri döndüklerinde ekip şefinin bağlı oldukları spor kulübüne hemen telgraf çekmesi gerekmektedir, fakat telgraf gelmez. Bu tür durumlarda aksilikler olabildiğinden önce bunun pek üstünde durulmaz, fakat birkaç gün sonra insanlar endişelenmeye başlar. Ailelerin ısrarı üzerine 20 Şubat tarihinde başlatılan arama çalışmalarının altıncı gününde tahrip olmuş haldeki kamp çadırına ve ilk cesetlere ulaşılır.

Dyatlov Geçidi Vakası Şeytan Geçidi filmine konu olmuştur

Dyatlov Geçidi Vakası kurbanı olan ilk iki ceset ağaçlık bir alandaki büyük bir çam ağacının altında bulunur. Yanlarında bir kamp ateşinin kalıntıları ve üstlerinde yalnızca iç çamaşırları vardır. Daha sonra üç ceset daha bulunur, aralarında 150’şer metre mesafe vardır ve durumları kampa geri dönmeye çalıştıkları izlenimini uyandırmaktadır. İncelemeler sonucunda cesetlerden birinde ölümcül olmayan bir kafatası zedelenmesi tespit edilir, diğerlerindeyse hiçbir tahribat yoktur. Görünen odur ki dağcılar hipotermiden (vücut ısısının aşırı düşmesi) ötürü ölmüşlerdir.

Aradan epeyce zaman geçtikten sonra, 4 Mayıs’ta diğer dört ceset de bulunur. Bir nehir yatağında, dört metre karın altındadırlar. Cesetlerin birinde ölümcül derecede kafatası zedelenmesi olduğu görülür, iki tanesininse göğüs kafesleri parçalanmış haldedir. Otopsi esnasında kadınlardan birinin dilinin kayıp olduğu anlaşılır. Fakat hiçbirinde dış etkilerden kaynaklanan bir yaralanma söz konusu değildir, yüksek basınç yüzünden ezilmiş gibi görünmektedirler.

Dyatlov Geçidi Vakası

Araştırmalar sırasında bulunan günlükler ve video kayıtları şunu ortaya çıkarır: Yolculuk sırasında hava şartları sertleşmiş, görüş mesafesi azalmış ve bu da grubun rotasından sapmasına sebep olmuştur. Hedefleri Otorten Dağı olan gençler Kholat Syakhl’a sapmıştır. (Cesetler Mansi yerlilerinin arazisinde bulunmuş ve bu ifade Mansi dilinde ‘ölüm dağı’ anlamına geliyor.) Cesetlerdeki hasarın insan elinden çıkmış olması mümkün görünmediği halde Rus polisi bölgede geniş çaplı bir cinayet soruşturması başlatır ve bunun sonucunda ortaya bir de radyasyon meselesi çıkar. Dağcıların cesetleri böyle bir yerde olamayacak kadar yüksek dozda radyasyona maruz kalmıştır.

Şeytan Geçidi filmine konu olan bu trajik olay hakkında birçok komplo teorisi üretilmiştir. Çadırların içeriden parçalanmış olması, dağcıların üzerinde koruyucu giysiler bulunmaması, vücutlarında dıştan gelen bir etkiyle yaralanma durumu görülmemesi gibi detaylar ve radyasyon unsuru akılları karıştırılmış ve olayın gerçek mahiyeti anlaşılamamıştır. Rivayet muhtelif; uzaylılar da söz konusu ediliyor, karlı dağlarda yaşayan efsane Kocaayak da. Olayın sebebinin Sovyetlerin yaptığı gizli bir deney olabileceği de muhtemel. Ama ortada kesin bir şey yok.

Igor Dyatlov...Dyatlov Geçidi Vakası

Dyatlov Geçidi Vakası hakkındi az-çok makul görünen bir senaryo şöyledir: Grup üyeleri bir şeyden (neyden?) çok fazla korkarlar ve çadırı yırtıp çıkarak ormanın içine doğru koşarlar. (Fakat kıyafetleri neden üstlerinde değildi?) Sonra ormanın girişinde bir ateş yakarlar ve iki tanesi ateşin yanında kalır. (Ölü olarak mı, canlı halde mi?) Kampa geri dönmeye karar veren üç tanesi yolda birer birer ölür. Cesetleri daha sonra bulunan dört dağcı ise önceden veya sonradan ormanın içlerine doğru gitmiştir. Bir varsayıma göre grup düzensiz hareket etmiş ve dağcıların bir kısmı ateş yakarken çok yakındaki kuru dalları kullanmadıkları için kör olmuşlardır. Kör bir insan ormanda telaşla koştururken doğal olarak ağaçlara çarpacaktır; bu da ulaşılan ilk cesetlerden birinde görülen kafatası zedelenmesini açıklayabilir. Fakat dağcılığın en zor kategorisi olan ‘kategori 3’ sınıfından bir geziye çıkmayı göze alan bu cesur ve deneyimli insanları bu derece korkutan şey ne olabilir ve radyasyon konusu nasıl açıklanabilir? Etrafta bir yabani hayvana ait ayak izleri ve mücadele belirtileri görülmemiştir ve dağcıların hiç birinde böyle bir olaydan kaynaklanabilecek bir yara tespit edilmemiştir.

Sporcuların bilinmeyen zorlayıcı bir güç sebebiyle bildikleri söylenmiş ve dosya 1959’da kapatılmıştır. Olayla ilgili dosya ve resimler gizli bir arşivde saklanmış ve resimler ancak 1990’da piyasaya sürülmüştür; fakat hepsi değil.

Araştırmalarda görev almış bir gazeteci yazar olan Yuri Yarovoi olaydan esinlenerek bir roman yazmıştır: ‘En Yüksek Derecede Karmaşa’. Fakat Sovyet yönetiminin Dyatlov Geçidi Vakası hakkındaki bilgileri sakladığı bir dönemde yazılan bu romanda birçok ayrıntının es geçildiği bilinmektedir. Tanıdıklarına göre yazarın fotoğraflar, el yazıları ve günlüklerden oluşan daha detaylı ve yayınlanmamış bir arşivi vardır. Yarovoi 1980’de hayatını kaybeder ve bu belgeler asla ortaya çıkmaz.

Anatoly Guschin adlı yazar 1990’da olaya dair bir araştırma yapmış, kendisine tanınan ayrıcalıklar sayesinde önceden bilinmeyen bazı detayları ortaya çıkarmış ve birçok belgenin ortadan kaybolduğunu fark etmiştir. Araştırmalarına dayanarak yazdığı ‘Sırların Bedeli Dokuz Yaşam’ isimli kitapta Sovyet yönetimi tarafında geliştirilen gizli bir silahtan söz etmiştir.

Dyatlov Geçidi

Iev İvanov ki kendisi 1959’da yapılan araştırmayı yürütmüş bir emekli polis subayıdır; bu konu hakkında bir makale yazmıştır. Onun iddiasına göre araştırma timi gökyüzünde birtakım uçan küreler görmüştür. Bunu üstlerine bildirmelerinden sonra time araştırmayı bırakıp bulguları da gizli tutmaları yönünde bir emir gelmiştir. Bu uçan küreler o sıralarda o çevrede bulunan başka kişiler tarafından da rapor edilmiş fakat bu tanıklıkların üstünde durulmamıştır.

Dağcı grubu aslında dokuz değil on kişi olacaktı, fakat Yuri Yudin sağlık sebepleri yüzünden yolculuğa katılamamıştır. Konu hakkındaki yorumu şöyledir: ‘Eğer Tanrı’ya tek bir soru sorma hakkım olsa o gece arkadaşlarıma ne olduğunu sorardım.’

Devil’s Pass isimli filmde bu olayın sırrını çözmek için bölgeye giden bir grup Amerikalı öğrencinin serüveni anlatılıyor.

Filmin IMDB linki: http://www.imdb.com/title/tt1905040/?ref_=fn_al_tt_1

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçimi