moda, film, astroloji, rüya tabirleri, yaşam

Narsistik Kişilik Bozukluğu: Özellikleri, Belirtileri, Sebepleri, Tedavisi

0 1.343

En yalın ifadeyle önde gelen belirtisi kendini beğenmişlik olan bir nevi ruhsal hastalık olan narsisizm kronik bir sorundur ve tedavisi hiç kolay değildir. Narsistik kişilik bozukluğu olarak da anılan bu sorundan muzdarip olan kişiler yeteneklerinin sınırsız olduğuna inanır, her şeyin en doğrusunu kendilerinin bildiğine inanırlar: bu yüzden de kimseyi  dinlemezler.

Bu kişilikte olan bir üst düzey yönetici yönetim kurulu toplantılarında veya kendisinin astı konumundaki 1 – 2 kişiyle yapılan toplantılarda ortamdaki diğer kişilere konuşma fırsatı vermez. O konuşur ve diğerleri dinler, ona göre doğrusu da budur. Narsistik insanların bir başkasının doğrusunu kabul etmeleri o derece zordur ki bir psikiyatrın telkinlerinden etkilenmezler, psikiyatr ne anlayacaktır bu işlerden çünkü? (Herhalde)

Herkesin hayatında kendini başkalarından üstün gören, kendini beğenmişliğiyle antipati uyandıran insanlar olabilir ama onlar gerçek bir narsistin eline su dökemeyeceklerdir muhtemelen. Narsistik kişilik bozukluğu burnu biraz havada biri olmanın ötesinde bir durumdur veya bunun tavan yapmış halidir. Bencil ve kibirli olmak narsist olmanın yanında hikayedir, o derece yani. Gerçek bir narsist insanın hayatını zindan edebilir.

Bir narsistin kafasında belirli bir ‘Mükemmel insan’ tanımı vardır, kendisi bu tanımın hakkını verebilmek için dehşetli bir çaba gösterir ve bu muhteşem  kişiliğin özelliklerini, duruşunu sergilediği zamanlarda bu kişiliğin eleştirilmesine veya haksız bulunmasına karşı tahammülsüzdür. Bu durumda öfkeli ve hatta saldırgan davranabilir. Kendisinin özel, benzersiz bir insan olduğuna inanır ve ancak yüksek bir zekaya ve üstün niteliklere sahip ulu insanlar tarafından anlaşılabileceğine inanır; böyle olduğuna inandığı insanlarla ilişki kurmaya çalışır. Kendi davranışlarını sorgulama alışkanlığı yoktur, üstün bir insan olduğundan ne yapsa, ne söylese gider…kendisine göre yani.

Narsist bir insanın hayatta bir şeyler başarma, iyi bir noktaya gelme ihtimali yüksektir çünkü bunun için çok çalışır. Övgüden, iltifattan beslenen bir insan olduğundan yükseldikçe yükselmek ve böylece hayranlık uyandırıp takdir edilmek ister. Hedefine ulaşmayı başaramazsa kendini suçlamaz, kendisi olumsuz bir durumla ilgili olarak suçlu, sorumlu falan olamaz çünkü. Mükemmeldir ya, o bakımdan.

Narsistik kişilik bozukluğu erkeklerde kadınlara göre daha fazla görülür. Narsisist kişiler benmerkezci olurlar, empati yapmaları; yani kendilerini bir başkasının yerine koyup onun duygularını anlamaları neredeyse mümkünsüzdür. İnsanları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya eğilimlidirler ve bir kişiden sağladıkları fayda bitince ona sırtlarını dönebilirler Vefasız ve nankör olabilirler kısacası. Empati yoksunu olmalarıyla ilgili bir durumdur bu; insanları iş gören nesneler gibi, duyguları ve ihtiyaçları olmayan sömürülebilir varlıklar gibi görürler ve kendilerinin yükselmesi için birtakım lüzumsuz (!) insanların harcanması fikrine gayet sıcak bakabilirler.

Narsistler kendilerine ilgi ve saygı göstermeyen insanlardan hoşlanmaz, hatta onları küçümserler. (‘Sen kim oluyorsun da benim gibi bir yaradılış harikasını beğenmiyorsun? Cevap bekliyorum, evet? Yok yaa, cevap da beklemiyorum, ne bekliycem senin gibi düşük ayarlı bir insanın cevabını? –Herhalde-)

Bir narsistin aklı fikri sınırsız zeka – güzellik – güç veya kusursuz sevgi gibi kavramlardadır; böyle deli bozuk bir mükemmeliyetçiliği vardır. Bu kişilik bozukluğuna sahip olan insanlar başkalarını kıskanırlar ve / veya başkaları tarafından fena halde kıskanıldıklarına inanırlar.

Narsistler eşsiz benzersiz bir şahsiyet olduklarına inanan küstah ve gösteriş meraklısı insanlardır. Çevrelerine onların bu hallerine razı olan, haddini aşıp kendilerine itiraz falan etmeyen, durmadan ‘He, he’ veya ‘Evet, tabii, haklısın, sen öyle diyorsan öyledir, ne yapıyorsan doğrudur’ diyen insanlar biriktirmek isterler ve bunu yapabilirse gayet mutlu olurlar.

narcissistic personality disorder-

Narsisitler genelde durumlarının farkında değildirler, ‘Sen böylesin’ deseniz de kabul etmezler zaten. Oldu da bir narsist durumunu kabul etti diyelim, bunu öyle kolayca değiştiremez. Çoğu kendilerinden, yapılarından dolayı bir sıkıntı da duymazlar aslında, sıkıntıyı duyan çevrelerinde bulunan diğer insanlardır. Böyle bir insanı sindiremez, adamı çileden çıkarabilecek hallerini kabul edemezseniz onunla yaşamak, etrafında bulunmak gerçekten çok zordur.

Toplumda görülme oranı yüzde 1’in altında olan narsizmin nedenleri meselesine gelince; bu konuda çok kesin bir şey yok sanırım ama 0 – 6 yaş döneminde çevresine bağlanamayan kişilerde narsistik kişilik bozukluğu olabileceği düşünülüyor. 1975 yılında Otto Kernberg tarafından yapılmış bir inceleme bazı narsistik hastaların geçmişinde görünüşte annelik görevlerini yerine getiren ama aslında üstü örtülü bir agresiflik sergileyen duyarsız, ilgisiz, soğuk bir anne figürü olduğunu gösteriyor.

Narsistler psikiyatrik yardım talep etseler bile bu ‘Ben narsistim, beni bu durumdan kurtarın’ şeklinde değil depresyondan ötürü oluyor. Bekledikleri kadar yoğun ve abartılı bir şekilde sevilip övülmedikleri zaman hayal kırıklığı yaşayıp bunalıma girebiliyorlar bu kişiler. Tedavileri bireysel psikoterapi yöntemiyle yapılıyor ve oldukça zor oluyor.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.