moda, film, astroloji, rüya tabirleri, yaşam

Rope / Ölüm Kararı (1948)

0 1.221

Gerilim filmlerinin efsane yönetmeni Alfred Hitchcock’un 1948 yapımı filmi Rope, Türkçeye çevrilen ismiyle Ölüm Kararı, yönetmenin diğer pek çok filmi gibi günümüzün yüksek bütçeli ve bol efektli filmleri karşısında pozisyonunu korumayı başaran bir yapım. Filmin başrollerinde John Dall, Faye Grager ve 1940-50’li yılların en ünlü oyuncularından James Stewart yer alıyor.

Rope’un senaryosu 1929 tarihli aynı adlı bir tiyatro oyunundan uyarlama yoluyla yazılmış. Bu nedenle filmin söz konusu oyuna da konu olan Leopold ve Loeb Vakası’ndan esinlenmeler taşıdığı söylenir. Söz konusu vaka hakkında Türkçe bilgiye ulaşmak pek kolay olmasa da Wikipedia gibi İngilizce kaynaklardan fikir edinmek mümkün.

Ölüm Kararı geçmişte ve günümüzde çekilmiş gerilim filmleri arasından daha açılış sekansında sıyrılıyor. İki arkadaşın başka bir arkadaşlarını sırf “mükemmel suçu işleyebilmek” adına öldürüp bir sandığa saklamalarıyla başlayan film, aynı akşam verilen partide bu sandık etrafında gerçekleşen olayları konu alıyor. Filmin bu açıdan çoğu maalesef başarıyı yakalamayan tek mekanda geçen filmler arasında da ayrı bir yerde durduğunu söyleyebiliriz.

Hitchcock’un hemen her filminde olduğu gibi ölüm kararında da filmin geneli boyunca atmosfere hakim olan gerilim son saniyelere kadar artarak devam ediyor. Partiye katılan misafirlerin sandığa çeşitli nedenlerle yaklaşmaları, öldüğünü bilmedikleri arkadaşlarının neden partiye gelmediğini sorgulamaları ve zaman zaman katillerimizi, zaman zaman da birbirlerini gerçeğe yaklaşarak ya da ondan hızla uzaklaşarak sorgulamaları izleyiciyi her an diken üstünde tutuyor.

IMDB’den 10 üzerinden 8, Rotten Tomatoes’dan ise 100 üzerinden 97 puan alarak oldukça başarılı skorlar elde eden Ölüm Kararı çoğu ara verilmeden çekilmiş uzun sahneleri ve bu nedenle bir tiyatro gösterisini de andıran yapısıyla gerilim filmi sevenler için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yapıt.

Filmde yer alan ancak anlamanın pek de kolay olmadığı iki erkek arasındaki eşcinsellik vurgusu ise günümüzde dahi tabu olan ve uğruna büyük mücadeleler verilen hassas bir konunun o dönemde nasıl başarıyla işlendiğine dair mükemmel bir örnek.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.