moda, film, astroloji, rüya tabirleri, yaşam

The Wife (Nobel Adayının Karısı) 2017

0 53

“Bu filmi izlemek zaman zaman sizi zorlayabilir, ancak bu iyi sunulmuş ve icra edilmiş güçlü bir hikayedir. Büyük ihtimalle, hikayenin özünü tam olarak anlamak ve karakterlerin dinamiklerini değerlendirmek için bir kere daha seyretmek isteyeceğiniz bir filmdir. Hevesle tavsiye ederim.” demiş bir izleyici, The Wife (Nobel Adayının Karısı) 2017 filmini yorumlarken. Kendisiyle aynı fikirdeyim. Bu filmi izledim, beğendim ve bir kere daha, daha dikkatli bir şekilde izlemeyi düşünüyorum.

Dram tarzındaki filmin konusu şöyle: Uzun yıllardır yazarlık yapan Joe Castleman sonunda kitaplarından biriyle Nobel Edebiyat Ödülünü kazanır. Ödülü almak için karısı Joan ve oğlu David ile birlikte Stockholm’a gider. Ancak, Joe ile Joan’ın hayatı dışarıdan göründüğü gibi değildir, hatta görünenden oldukça farklıdır. Karı kocanın arasında büyük bir sır vardır. David, babasının saygısını kazanmak için umutsuzca çaba gösteren bir gençtir. Joe’nun biyografisini yazmak isteyen ve gerçeğin peşinde kimi zaman oldukça müdahaleci davranan Nathaniel’in varlığı durumu daha da karmaşık hale getirir.

Güzel bir otel odasında heyecan içinde ödül yemeğine katılmak için bekledikleri sırada, ailenin çatlakları da birer birer ortaya çıkmaya başlar. Ve bunlardan biri gerçekten çok büyük bir çatlaktır. İnanamayacağınız kadar büyük.

Şaşkın şaşkın izledim kendi hesabıma o çatlağı ve bu kadar büyük bir özveri ve kendini hiçe sayışı anlamakta zorluk çektim. Sonuçta pek anlamadım da. Fakat filmi beğendim. Oyunculuklar çok iyiydi ve insanı hayat, ilişkiler ve fedakarlık hakkında düşündürecek yönleri vardı. O kadar fedakarlık, kendinden o kadar vazgeçmek anlayabileceğim, yapabileceğim bir şey değil. Fakat Close böyle davranmaya karar vermiş ve kararını yıllar ve yıllar boyunca uygulamış bir kadını çok güzel canlandırıyor.

The Wife (Nobel Adayının Karısı) filminde, Glenn Close müthiş bir oyunculuk sergiliyor. Hayran olacaksınız. Kocası rolündeki Jonathan Pryce da doğuştan narsist olan ve hikayesi ilerledikçe karakterinin bu yönü de giderek daha korkunç hale gelen birini çok güzel canlandırıyor. İsabetli bir yorumda şöyle yazıyor onun için: “Bu adamın kendisiyle nasıl yaşadığını merak edebilirsiniz.”

Oğulları David rolünde Max Irons oynuyor. Diğer oyunculara gelince: Christian Slater (Nathanial Bone), Harry Lloyd (Joe’nun gençliği), Annie Starke (Joan’ın gençliği), Elizabeth McGovern (Elaine Mozell) ve Johan Widerberg (Walter Bark). Filmim yönetmen koltuğunda Björn Lennart Runge oturuyor.

The Wife (Nobel Adayının Karısı) Film Yorumları

Glenn Close Harika!

İnsanı kendine çeken etkileyici bir duygusal drama bu. Glenn Close bütün övgüleri hak ediyor ve bu güçlü performansı için Akademi ödülünü alacağını umarım. Nasıl bir yetenek bu; duyguları sahneden aşıyor ve izleyiciyi tepeden tırnağa yakalıyor. Israrla tavsiye ederim!

Büyüleyici Bir Hikaye

Filmin iyi olduğunu, ancak, müthiş olmadığını düşündüm. Onlarca yıl süren saçma bir oyunun çözülmesinin hikayesi büyüleyici. Close’un performansı için, kesinlikle seyredilmeye değer. Fakat Pryce ikna edici değil ve Close gibi bir oyuncunun yeteneğinden ve gücünden yoksun. Sean Connery gibi bir aktörün böyle bir rol için daha uygun olup olmadığını düşünüyor insan. Sinematografinin bir kısmı muhteşem; özellikle de havadan çekilmiş Stockholm görüntüleri ve Glenn Close’un yüzüne odaklanan kamera çekimleri.

“Her Başarılı Erkeğin Arkasında….”

“Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.” tarzı alıntılara yepyeni bir anlam kazandıran zorlayıcı, karmaşık ve duygusal açıdan üzücü bir hikaye izledim. Glenn Close ve Jonathan Pryce Joe – Joan Castleman çiftini muhteşem bir performansla canlandırırken, Christian Slater da gerçeği açığa çıkarmak isteyen ısrarcı ve araştırmacı biyografi sanatçısında mükemmel bir oyunculuk çıkarıyor.

Aile Barajının Yıkılmasını Bekleyebilir Misiniz?

The Wife” yılın en iyi filmi! Filmi başladığı andan itibaren dikkatle izlerseniz, Castleman ailesinde neyin yanlış gittiğini görebilirsiniz. David bunu hayatı boyunca hissetti, bir şey yapamadı ama bununla beraber yaşadı. Joan bütün öfkesini bastırdı ve kararlılıkla erkeğine bağlı kaldı. Bencil bir kadın avcısı olan Joe, kendi başarısına o kadar dahil oldu ki kendine ve ailesine ne yaptığını göremedi. Filmi izlerken aile barajının ne zaman patlayacağını merak ediyorsunuz.  Glenn Close’un oyunun tepesinde çok ustaca bir performans sergilediği bu filmi kaçırmayın!

Glenn Close!

Glenn Close bu filmi olması gereken şey yapıyor: Mükemmel bir dram! Gerçekten de onun oyunculuğu olmadan bunun ancak ortalama bir film olacağını düşünüyorum. Güçlü performansı sizi çekip alır ve sonra filmi gerçekten hatırlarsınız. Onu her zaman sevdim ama The Wife’ı izlemeden önce ne kadar mükemmel bir oyuncu olduğunu anlamadığımı düşünüyorum. İyi oyunculuğun ne demek olduğunu anlamak istiyorsanız bu filmi izleyin. Pişman olmayacaksınız.

Klişe, Orijinal Bir Tarafı Olmayan Ve Kalıplaşmış Bir Hikaye

Bu filmde oyunculuklar oldukça iyiydi, Jonathan Pryce ve Glenn Close’dan bekleyeceğiniz gibi. Ancak hikaye, esas erkeğin narsistik, sahtekar, yeteneksiz ve yontulmamış biri olduğunu vurgularken, uzun süredir acı çeken karısı, sadece bir kadın olduğu için yolu kesilen gerçek yetenekti. Bakın, anladım. Kadınlar 50’li ve 60’lı yıllarda üstte kalmak için mücadele etmek zorundaydılar. Bu, tekrar tekrar oynatılan bir hikaye. Özgün bir şeyler yapmalısınız.

Wow!

Bu film hakkında söyleyecek olumsuz bir sözüm yok. Oyunculuk mükemmel! Hikaye mükemmel ve düşündürücü! Bir süredir gördüğümüz en iyi film. İzlediğim için sevindim.

İzlemesi İlginç, Fakat Ciddi Kusurları Var

Bu, yeteneksiz profesör / yazarla evlenen yetenekli ustanın ve “Ortak yaşam” gibi görünen ama aslında kendi kendini yıkan 40 yıllık bir beraberliğin hikayesidir. Kadın, eğer öfkesini bastırdıysa, on yıllar boyunca yaşamını yeniden düzenleyebilirdi. Kocası da, Nobel Ödülünü almak için prova yaparken bile genç ve güzel bir kıza sırnaşan, bunu yapmadan duramayan bir karikatür – adamdır. Ve oğulları da bir salaktır, yani, övgüler alan bir adam olan babanızdan edebi eleştiriler duymak istemiyorsanız, onunla aynı mesleğe girmeyin! Son olarak, filmin sonunda sanırım kadının artık yazmak için özgür olduğu fikri sunuluyor bize ama bu nasıl olacak? Çiftin yıllar boyunca yaşadıkları yalana bakılınca, bu mümkün görünmüyor.

Hikaye anlamsız ama, ana karakterlerin oyunculukları ve Stockholm’ün muhteşem fonu sayesinde, filmi izlemek tamamen bir zaman kaybı değil.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.